Seçilesi gelenler

15 Ocak 2017 Pazar

Depresyona Subjektif Bakış

Depresyona Subjektif Bakış

İnsan neden depresyona girer?Bu soruya uzmanları elbette ki en uygun cevabı verir.

Neden modern zamanların insanlarını en çok vuran bir hastalıktır?

İnsanı vuran bu marazlı hale subjektif bir nazar gezdiriyorum.Kalbimin sezişleri fikrimde yol buluyor.Depresyona tefekküri bir nazar ile değelim ne dersiniz?



Modern insan nefs olgusuna yabancı.Nefsin mahiyetinden insana veriliş gayesinden habersiz.Nefsini bilmediği için dolayısıyla mucidinide bilmiyor.Mucidini tanımadığı için cihazların ona veriliş gayesinide anlamlandıramıyor.Annesini babasını hiç bilmeyen bir yetim gibi kalbi kırık.Gönlü mahzun.Sahibini aramıyor.arayamıyor. Bilinç düzeyinde olması gerektiği gibi arayamıyor.

Eylem plânında aramasa da ruh sahibini iç güdüsel anlamda her daim arıyor.El attığı her şeyde Rabbinden izdüşümler buluyor.Gölgelere renk şekil veriyor.Hayali somutlaştırma çabasında..

Elinde tutamadığı ,tutunamadığı gölgenin peşinde koşmak, ruhu yoruyor.Adeta bir gölge avcısına dönüşüyor.Güneşi arkasına almış şaşkın ruh koşuyor bilmediği dünyaların delisi.Anlamsızlığın sersemi.Gizemin sırların sevdalısı.

Bediüzzaman demiyormu ''Her insan hakkı arar.Bazen önüne batıl çıkar.Batılı hak zannedip koynuna saklar.'' Aslında insan bilinçdışı bir eyilimle eline attığı her şeyde sahib-i hakikisini arıyor.Bu arama duygusu nefs farkındalığı olsun olmasın her insan da var olan doğal bir içgüdü.Her gördüğü cemalin arkasından koşuyor.Nerede kemalat görse yapışıyor.İhsanın delisi.

Modern insan bilinçdışı sahibini arama eyleminde, fakat bilinçdüzeyine çıkmamış bir arayış eylemi bu.Arka planında çalışan ,fakat sahibinin varlığından habersiz çalışan sessiz bir program.



İşte modern insanı asıl yoran arka planında çalışan keşfedemediği bu proğramın,sürekli yenilenen insan mekanizmasında insan iradesi ile format atılmaması ve insanın ruh sistemini kasması.O sessiz proğramın ses verir hale gelmesi.

Artık yenilenme zamanının geldiğinin işaretçilerinden biri depresyon.

Günümüz insanının malesef bilinçli bir şekilde kendini keşfetmesine,içinde kurulu harika sistemi tanıyıp okumasına izin verilmiyor.Seküler dünya insan sistemi içerisinde ki ana proğrama çekirdek proğramcığa ulaşmamıza izin vermiyor.Sistemi öğrenmemize izin yok.Sadece sistemin kuvve-i şeheviye kuvve-i gadabiye proğramlarını arzu ve haz ,bencilce kendini sevme kendi için yaşama gibi duygularla yetinmemizi öteye açılmamayı öngörüyor.İnsan önüne konulan sınırsız haz ve duygu odaklı lezzetlerin arasından sıyrılıp, kendi sisteminin varoluşunu neden bu alemde olduğunu sorgulayamıyor.

''Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.(Hicr suresi 3.ayet)''

ayetin hakikatinden habersiz hazların peşinde sürüklenen insan kendisini bekleyen son dan habersiz gününü gün etme çabasında.Dünya denen altı delik kaba arzu ve isteklerini koymanın telaşında.

Nefsini bilmediği için Rabbini bilemeyen insana hangi dert bulaşmaz ki...

Depresyon marazı ile tanışıyor modern insan.Kesik kesik soluk almalar,iç çekişler,hiç bir şeyden tat almama,aşırı uyuma ,yada uykusuzluk pençesinde kıvranıp duruyor.İnsan kanımca iki şekilde depresyona giriyor.Maddi her şeye eli yetişebilen maddi doyumun üst noktasında sendeliyor.Birde seküler dünyanın kurduğu sahte mutluluklar diyarına eli fazlaca uzanamayanların bir nevi engellenmişlik duygusu içinde yaşadıkları devinimler.

Her şeyi kolay elde etme yada önüne konulan maddi refah çıtalarını aşamama.Maddi doyumun vurgununu yiyen insan ruhu ve doyumsuzluğun acısı ile kıvranan insan ruhu.
































İki haldede mutlu olamayan insan ruhu.Elim bir vaziyet.



Depresyona giren insanı bekleyen iki seçenek var.

Başına gelen marazla,durup düşünme,sakinleşip iç dünyasının sesine kulak verip asıl mahiyetinin hakikatini çözmeye ilk adım.Durulma,durulanma,arınma demi.nefs olgusunu bilme vakti.Bazen dibe vurmak iyidir.Gerçeğin üzerinde ki maskeyi düşürmek adına.



Yada diğer seçenek ,durup bir kez üzerinde dönenleri düşünmeden geçici mutluluk hormonu salgılayan ilacı içip,zaten uyku içinde ki gaflet katmanlarındaki halini dahada derinleştirip,uykunun ikinci üçüncü evresine girmek.Hakikatinin üzerine çekilen gaflet balonunun içinden çıkmadan üzerine kalınca bir örtü çekip balonunun içinde mışıl mışıl uyumak.







Depresyona giren insana modern tavsiyeler verilir bu da işin ayrı boyutu.''Git içinden geldiği gibi sınırsız eğlen,kahkaha at,alışveriş yap gibi bir sürü zırva.''

Marazı azdırırmı,şifamı olur bu güzelim tavsiyeler size kalmış.



Zavallıyı bu hale sokan zaten sınırsızlık,maddenin dağlarvari dalgaları arasında boğuşmak değilmiydi.Manevi havanın kiri maddi soluk almayı bile engeller hale getirmemişmiydi?



Peki bu modern insan içindeki nefs denen şımarık terbiye görmemiş haz delisi çocukla ne zaman tanışacak?

Bu boynu bükük yetimi sahibi hakikisine ne zaman götürecek.Nefsin kör olduğunu dünyayı versen doymayacağını nasıl anlatacak?






Nefsini farkedip ruhu ile ne zaman barıştıracak?

Vicdan denen eğitmenle evc-i âlâya ruhunu kemalata ne zaman çıkaracak?

Modern ,dünya ruhu da unutmuştu değilmi ya!!

Artık henüz ruhun varlığını kabul eder oldu.

Nefse daha sıra var öyleyse.

İnsanoğlu milyonları bu uğurda feda ederek kendi çabaları ile ulaşmak istiyor varlığın hakikatine...

Vahiy yörüngeli kısa ve hatarsız tariklere hiç de itibar etmiyor.Kafa feneri ile nefsini bulana dek çok kan kaybedeceğe benziyor.

İnsan nefs denen duygunun terbiyesi ve medenileşmesi ile gerçek medeniyeti ,iç huzurunu,ruh sağlığını yakalayabilir.İçimizdeki her daim şahlanan duygulara,hazlara gem vurmayı öğrenemediğimiz sürece dışarıda kurduğumuz medeniyetler ruhsuz ve huzursuz olucaktır.İtminana ermemiş kalplerin,sancılı ruhların sahte mutluluklarından öteye gidemiyecektir.

Nefsi ile savaşı başlayanın kendi varlığı ile paradoksları biter.

İnsan nefsini bilmediğinden değilmidir ki hakikatine,varlığına,sahibine düşman kesilmesi.

Sonrasında ruhun bu yükü kaldıramayışı ve maddi organizmaya vuran hastalıklar.

Üstadın sıklıkla nefse dem vurması yüzyıl insanına önemli bir hatırlatmadır.Risale-i Nur'da

Ey nefsim! ile başlayan cümleler ne kadar önem arz eder.


Üstadımız bize bir nevi farkındalık dersi verir.Senin içindeki haz ve duygularınla beslenen, kendini ayakta tutan emmare nefsini unutma der.



Fakat nefse terbiye yolunu açmak onu sevmemizdendir.Sınırsızlık onu yorucaktır.O kördür.Gerçeği görmez elinden tutulmaya,vahyi semavi pusulası ile yol almaya ihtiyacı var.


Modern zamanların, modern insanları nefsinizi önce tanıyın sonra sevin,tutun onun elinden Rabbisi ile tanıştırın.Eline Vahiy pusulasını verin.Kafasından çıkarın küçük feneri.Aman gece çıkarmayın sokağa,Gündüz güneşinde gideceği menzile yol aldırın.



En azından mutmainne olana kadar bir rehberi olmasını ona çok görmemeli yanında olmalı onu bir an olsun kendisi ile başbaşa bırakmamalı tıpkı küçük bir çocuğu yanlız evde bırakmaya gönlümüzün elvermediği gibi.


Yoksa hafizanallah!

Yanlız kalırda,misafir gelen eğitici öğretici olan hastalık ruha sinen yerleşen iflah olmaz bir maraz-ı hale dönüşürde insanoğlu ondaki hikmeti okuyamadan   tecelliyi göremeden  imtihan-ı kaybenlerden yazılır...


Hiç yorum yok: