Yaşamak “bir daha” değil...
SENAİ DEMİRCİ
Gözlerimi açtım. Yapışkan göz kapaklarının ardında uyuşuk bir bedenin içinde buldum kendimi. Gün doğmuştu. Sabahın tazeliği kaybolmuştu. Seher vaktinin çiğleri kurumuştu. Fecrin cıvıltıları susmuş, şehir homurtuları başlamıştı. Güneş benden önce uyanmıştı.
Nasıl da imrenirim böylesi vakitlerde, güneşin henüz doğmadığı yerlerde olanlara. Şimdiki pişmanlığımı alıp yanıma, Atlas Okyanusu’nun ucunda bir ıssız adaya atmak isterdim kendimi. Henüz güneşin doğmadığı o yerde, heyecanla sabah namazı vaktini bekleyenlerden olmak için neler vermezdim. Şimdi haritanın o yerinde olmakla, öylesine tatlı bir bekleyişin kahramanı olacaktım ki... Öylesine kârlı bir secdenin eşiğinde duracaktım ki... Öylesine derin bir huzurun eşiğine baş koyacaktım ki...
Kaçırdım. Bir daha yetişemeyeceğim kadar uzakta artık bugünün seher vakti. Hüsran... “Göçtü kervan, kaldık dağlar başında...” Sofra kaldırıldı. Dostlar dağıldı. Kutlu alışveriş tezgâhı toplandı. Gül tazeliğini yitirdi. Kuşlar lâl oldu. Bir daha içinde var olamayacağım o vaktin. Asla o vaktin secde edeni olamayacağım. Herkesi uykuda bırakıp alnını sonsuz bir uyanıklıkla secdeye koyanlara eşlik edenlerden sayılmayacağım. O vaktin uyanığı yazılmayacağım ebediyen. Geç kaldım. Sanki şimdi vaktin sahtesine kaldım. Sanki varlığın kucağından kovuldum. Üvey oğluyum vaktin.
Sığlaşıyor her şey. Kazaya uğruyor namaz. Secde uzağında kalıyor alnımın. Seccadem beni tanımıyor gibi. Gövdemin değdiği yerler soğuk. Çırpındıkça yanan bir pervane gibi yüreğim. Coştukça kül oluyor. Yakınlık vaad etmiyor hiçbir köşe.
Bir yanım ağlıyorken, diğer yanım susturmaya çalışıyor. Bir yanım kanarken, diğeri kabuk bağlıyor. Savunmam hazır: “Bir sabahı kaçırmaktan ne çıkar? Nasılsa, dün kaçırmamıştın. Önceki gün de. Bu sabah olmadıysa, yarın sabah var.. Üzülecek ne var!” Ama “hayatımın olayı bu” diyor içimden daha cılız bir ses. “Ya şimdi ya hiç...”
“Şimdi” o kadar sahici ki, “sonralar” da “önceler” de hiçe iniyor onun sahiciliği karşısında. Şimdi diye bildiğim dünün kopyası değil. Şimdi diye yaşadığım yarının gölgesi, müsveddesi, denemesi değil. Bana “bugün”ümü veren, hiç yoktan veriyor. Hiç ummadığım halde veriyor. Hiç hak etmediğim halde hediye ediyor. “Bugün dünkü nefeslerinin kopyasıyla idare et!” demiyor. “Bugünlük kalbini durduruyorum, dün ve önceki günler çalıştırdığım yeter!” demiyor. Bugün, yine ama yeniden çalışıyor kalbim. Kanım terütaze bir heyecanla dolanıyor. “Yarın nasılsa sana rızık vereceğim, bugünkü suyunu, ekmeğini, nefesini yarına erteliyorum. Bana biraz vade tanı.” demiyor. “Günlerce baktın gözlerinle, bugün de görmesen ne çıkar!” sıradanlığıyla muhatap olmuyor bana. Bugün de ilk defa görüyorum. Dün de ilk defa gördüm. Yarın da ilk defa görüyor olacağım.
Bugün dudağım orijinal. Dünkü dudağın noter tasdikli fotokopisi ile konuşmuyorum. Bugün yüzüm taptaze. Yarın da yüzüm olacak nasılsa diye, yüzümü aynalardan sakınmaya kalkmıyorum. Bugün sözüm yine bi’tane. İlk defa konuşuyorum. Bugün parmaklarım olması gereken yerde. Eskiz değil parmak uçlarım. Deneme yanılma ile ayar ediyor değilim sözlerimi. Eğreti değil saçlarım. İlk defa olurcasına taze. Bir defalığına olurcasına sıra dışı. Bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi -ki gelmeyecek-olağanüstü ve özenli. Hep yine. Hep yeni. Hep yeniden.
Göğün altında biricik varlığım. Her an, el üstünde tutuluyorum. Her an, özenilmiş bir varlığın göğsüne ağırlanıyorum. Her saat başı başköşeye oturtuluyorum. Yedekte bekletilmiyorum. Asil ve özgün nefesler alıp veriyorum.
Şimdi kaçırdığım, sabahlardan bir sabah değil, hayatımın biricik sabahı. Bir daha gelmeyecek. Bir daha gidilmeyecek. Bir daha tekrarlanmayacak. Gelirse ve gidebilirsem, bir başka sabahım daha olacak belki. İçinde sonsuz teşekkürle duracağım taze bir sabah. Eşiğine tanımsız bir minnetle baş koyacağım yeni bir sabah. “Bir sabah daha” değil, sadece “bir sabah...” Biricik sabah... Bi’tane sabah...
Hiç kimseye, hiçbir şeye “bir daha” muhatap olmayacağını bilerek, bir kereliğine muhatap olanlara ne mutlu. Varlığın orijinal. Yüzün orijinal. Sözün orijinal. Bakışın orijinal. Sadece bir kere. Ne daha önce oldu böylesi, ne de daha sonra tekrarlanacak. Bir kere varsın. Bir daha olamayacaksın şimdinin içinde...
Öyleyse özen borçluyum secdeye. Öyleyse, özen borçluyum sevdiklerime. Öyleyse, özen borçluyum kendime. Sadece bir kereliğine...
Seçilesi gelenler
- Gönlüme düşenler
- Gönülden Kaleme
- Dogru Yasama Kodu
- Düşündüren Veciz Sözler
- Rüyalar
- Acele Karar Vermeyin
- Acı Son
- Acı'daki Hikmet
- Aile Kurmakmı?
- Ask
- Atkı İpi: İhlas
- Avrupa BiziNeden Sevmez?
- Aziz Mahmud Hüdayi (ÜSKÜDAR)
- Aşka dair Söylesi
- Aşık da Olsak Güneşi Küstürmeyiz
- Balkon cicekleri
- Bediüzzaman ve Monteigne
- Bilgiyi eyleme dönüstürebilmek
- Bir Pazarlama Teknigi Olarak Hastalıklar
- Bir kaç tane tane
- Biz kadınlar iyi hesap yaparız
- Bostan-ı Cinan
- Cemil Meric'ten okumak üzerine
- Dalı Bırakabilmek
- Degerli tas
- Dilenci Kim?
- Düştügü yeri yakmayan Ates
- Dışarda kadın ve erkek
- EVLİLİK VE ORTAKLIK
- Ebu Süfyan Kalitesi
- Evlenmekmi
- Ey nefsim Bil ki
- HAKİKAT SÜRPRİZ YAPMAYI SEVER
- Hayal Kalbe Akıldan Daha Yakındır
- Hiç bir karşılaşma tesadüf değildir
- Huzur
- KADERİN HER ŞEYİ GÜZELDİR
- Kabuğun altında sen kanayansın
- Kahve çekirdeği koyuluğundaki yalnızlık
- Kendi icimde sessizliğimi dinliyorum.
- Kendinizi bölmeyin
- Küskünler ve kaplanlar
- Küçük küçük notlar…
- Kırılma Noktaları
- Kıskançlığın zararları
- Maneviyat'ın 'light' olanı
- Masum Olmayan Sevmeler
- Merhabalar
- Mesnevi'den hikaye
- Mevlana ve Diyalog
- Mevlanadan Namaz hakkında
- Nasuh Tövbesi
- Ne Kadar fakiriz
- Ne Tuhaf sey şu özlem
- Nefis Kötü bir şey midir?
- Neyi Dinliyorsunuz?
- Okumak Üzerine
- Ortaköy Manzaraları
- Rahmetli Hikmet hacıanne ve tarih kokan evi
- Sade Hayat
- Sen sana Perde
- Sevgilim bana bakıyordu
- Sevgilimiz kimliğimizdir
- Siyah Beyaz Fotolar
- Tevazu
- Uyku ve Hipofiz
- Uğur böceklerinde Mana-i Harfi görebilmek
- Yaratıcı ile ilkel ve olgun ilişki biçimleri
- Yasamak ''bir daha'' değil
- Zor Açılan Kapılar
- patlarsınız
- Çiftlikte Yangın
- İki kişilik yalnızlık
- İlk Yaratılan Kalem
- İnsan Eğitiminde Metod
- İnsan Karşıtı Modern Hayat
- İnsan-ı Kamil üstüne
- İstanbul Eyüp Sultan Manzaralari
- İster Narına Garket İster Nuruna
- İçerde Nefis ve Akıl
- Şems-i Tebriz'i Derki;
17 Haziran 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Tavsiye kitaplar
- Allah Resulu ile 24 saat(İhsan Atasoy)
- Aynalar Koridorunda Aşk Mustafa Ulusoy
- Dar Kapıdan Gecmek Senai Demirci
- Dokuz yüz katlı insan (Dr. Mustafa Merter )
- Geri Döneceksin(Maeve Binchy)
- Hayata Gülümse(Sıtkı Aslanhan)
- Hayatını Davasına Adayan Adam(İhsan Atasoy)
- Hüzün Hastalığı(Kemal Sayar)
- İmparatorluğun en uzun yüzyılı (İlber Ortaylı)
- Kırk Ambar(Cemil Meriç)
- Mahrem Elif Şafak
- Osmanlıyı yeniden keşfetmek (İlber Ortaylı)
- Risale-i Nur Külliyatı Bediüzzaman
- Ruhsal Gelişim ve Kader(Ender Saraç)
- Senden başka yok (Marian Keyes)
- Siyah Süt (Elif Şafak)
- Siz kullanım klavuzunuz (Dr.Mehmet Öz)
- Yakınlık Mustafa Ulusoy
- Yazarlık Dersleri (Virginia Wolf)
- Yusuf ile Züleyha(Nazan Bekiroğlu)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder