Seçilesi gelenler

5 Haziran 2008 Perşembe

Babaannemin evlilik cüzdanı

Geçenlerde Babam bana saklamam icin bir hatırasını verecegini söyledi.Bunu en iyi benim muhafaza edecegimi düşünüyordu.Ne oldugunu merak ettim.Oda saklı tuttuğu hatıra arşivinden ata yadiğarını çıkarıp bizzat elime teslim etti. Rahmetli Babaannemin ve Dedemin evlilik cüzdanı.Cüzdanı açınca cok tuhaf oldum.Babaannem genc bir kız ve ben ona ne kadar da benziyorum.Dedem genç bir delikanlı.60 senelik evlilikleri bitmiş ve onlar bu dünyadan ayrılmışlar.Dedem önce vefat etti.Ardından tam 2 yıl sonra Babaannem ona kavustu.Hiç aklıma gelmezdi Babaannemin evlilik cüzdanı benim elime geçeceği.
O eski cüzdan beni dünyanın faniliği ile yeniden yüzleştirdi.Bir zamanlar evlilik hayelleri olan,evlenme yası gelip çatınca evlilik hayatına adım atan bir genc kızın evlenmesi ve ardından 60 yıl gecmesi.Yılların elinden akıp gitmesi.Ahiret yurduna bir kuş misali uçmasının ardından 2 yıl bile gecmiş olması.Ne kadar ilginç değilmi?Her sey yasandı ve bitti.Sanki yasanmamış gibi.Oysa koca 78 senede neler yasamadı ki?
Hüzün,sevinç,ümid,korku,endişe her duyguyu tatdı o kalb...Dünyadan alacagını alan yorgun kalb cesed elbisesini cıkardı ve elveda dünya dedi.
Babaannem vefat ettikten sonra evine tefekküri bir bakışla göz gezdirmiştim.El emegi göz nuru kıyamadıgı dantelleri,içinde bir ılık süt bile içemediği süt takımları,kıyıpta kullanmadığı çanak çömlekleri her seyi kalıvermişti.
Şimdilerde evide boşaltıldı.Kıyamadıgı her seyi dağıtıldı.Oyuncular rollerini oynayıp çekilince sahne 'de dekorda kaldırıldı.
Sahnenin kapısı kapandı.Kilit vuruldu.Her sey sessizliğe,ve hissizlige büründü.İnsanın olmadığı yerde hayatın hızı ve akişkanlığıda durağandı.Evini kalın bir toz tabakası kaplamıştı bile.Ne çare artık dünya evi ile ilişiği kesilmişti bir kere.Rahmetli Babaannem temiz,titiz ve düzenli bir kadındı.O düzenden eser kalmamıştı artık.Oyuncular sahneden çekilince ,oyuncaklarda baska oyunculara intikal ettirilmişti.Zaman, zaman babaannemin naif,hassas ,ürkek yapısı aklımı kurcalar. kabrin altında ne yapıyor ki, diye düsünürüm.Sonra Rabbimin o sınırsız engin şefkat ve merhametinin yanında benim şefkat ve merhamete dair, düşüncelerimin ne kadar sönük kaldığını hatıra getirince kalbime bir ferahlık ve huzur hali hakim olur.Özellikle, zor zamanlarda yakınlıgını daha derinden hissettirir.Tüm sevdiklerimi Rabbimin sonsuz rahmetine teslim ediyorum.Bu hal aciz ruhumda teslimiyetin getirdiği surur haline dönüşüyor.Fıtratımın kapasitesi üzerinde,yük almaktan beni bir nevi muhafaza ediyor.
Rahmetli dedeme gelince, hayatı o kadar içinde yasayan içini dışa sızdırmamakta son derece mahir davranan sakin ,sessiz kendi halinde bir adamdı.
Babaanneme sevgisi, hiç bir zaman bitmemiş, son günlerinde hasta yatagında yarı baygın vaziyette olmasına ragmen babaannemin ellerini ayırt edebilmiş.O sıcaklığı ve sevgiyi yıllar dahada percinlemiş,büyütmüş ve beslemiş.
Şimdilerde ebedi beraberler...Ümidimiz cennet bahcelerinde olduklarıdır inşaallah.
İkiside çiçekleri,yeşili cok severlerdi.Bahceli evlerinden apartman dairesine gecmek onları bir hayli üzmüştü.Şimdi ebedi hiç bitmeyen yeşillikler ve çicekler içindeler..Sıkıntı,hüzün,kaygı,telaş yok.Surur hali hakim oralarda...
Ailemizin büyüklerinin ahiret alemine irtihal eylemeleri inanıyorumki ailemizin tüm bireylerine artık dünyaya farklı pencerelerden bakma olanağı sağladı.Artık geçici şeyler icin cok fazla derinden üzülmenin gereksiz ve anlamsız oldugunu öğrendim.Özellikle maddeden cok mananın önde olması gerektiğini ölüm hadisesi bize cok net bir sekilde gösterdi.Yasamımız devam ediyorsa hayat sahnesinde rolümüz devam ediyor demektir.Mesele kötü adamımı oynuyacağız.Yoksa iyi adamımı.Tercih bizim.Yasam her an önümüze tercihle geliyor.Her anımız tercihler yumağı.
Hayat sahnesinde oldugumuzun farkında olma halini hiç bir an aklımızdan çıkarmamak.
Her an değişen roller.Ve bize düşen tercihler silsilesi.Ve bizi izleyen en önemli seyirci Rabbimiz.Sahne arka planını hazırlayan,yöneten ve kabiliyetlerimize göre roller biçen.Rollerimizde iyi yada kötüyü oynama hakkını bize veren ilahi yönetmen her an izliyor.Melekleri ile kayıd altına alıp hayat filmimizi çekiyor.Bir gün STOP! diyecek.İşte orada film biticek.Filmin ödül töreni (tabii ödülü hak ettiyse)haşir meydanında ....Hayat filmimiz orada gösterime sunulacak.Herkesin oyunculuğu cok ince mihenklere vurulup,kritiğe tabi tutulacak.Ve İlahi yönetmen son noktayı o gün orada koyacak.Ödül alanımı ararsın,taç giyenlerimi,kötü oyuncuların acıklı hüzünlerinemi keşkelerinemi şahit olursun.O gün her sey orada.hüzün,şevinç,keder,mutluluk,iç çekişler,pişmanlıklar hepsinin bir arada yasandığı galibiyetlerin ve mağlubiyetlerin yeğane ve son sahnesi.
Ölüm bizlere cok kısa ve özlü bir nasihat.Düünyaya her gün milyonlar elveda diyor.Kimi sesli terkederken,kimi sessiz vedalar sunup aramızdan sıyrılıp gidiyorlar.Bir gün bu sıyrılanlardan birinin bizim olmayacagı ne malum.
Hayat filminin nerede kopacagı bilinmiyorki.İyisimi biz onu her yerde bekleyelim.Her an veda edecek gibi kontrollü bir yasam.Ötelerde bizi mahçup eylemez.
Kontrolü her an kendimiz ne kadar tutabiliriz.Her an yaradana sığınmak ve şu duayı her daim söylemek ''Ya Rabbi beni bana bırakma.'' ''Beni bir an ve saniye nefsimle başbaşa bırakma'' ''Ne olur! Rabbim beni yanlız sensiz bırakma''.
Dünyadaki galibiyet ve mağlubiyetler bizi sarsmamalı.
Bize sarsacak tek mağlubiyet yada galibiyet haşir gününün ki olmalı.

Rahmetli Babaannemin evlilik cüzdanı beni içsel bir yolculuğa çıkardı.Ötelere götürdü.Hatıralar yasama dair bize dersler sunabiliyorsa,ne güzel..
Hatıradan öte bişileri anımsatmıyorsa...O hatıradan yaradanın bizdeki hatırasını göremiyorsak.Bizde ahiret ,sonsuzluk hatırasına dönüşemiyorsa anlamsızdır.

Tıpkı ölmüş birinin evlilik cüzdanının yada hüviyetinin bir anlamı olmadıgı gibi.
Sümeyra Uygur

Hiç yorum yok: