Sanki bir kalın perde kalktı kalbimin gözleri üzerinden.Perdeyi kaldıran acıya sonsuz tesekkurler...Sevgili acı şifa gibi bişi oldun.Beni yerimden hoplatan ,hedefimi hatırlatan acı ilaç, tatlı geldi ruhuma.
Birinden, bir söz duyarız bazen.Cok basit,İki çift söz çıkar .Gelir çarpar ruhuna ...O söz kalbin karanlık odalarına ışık oluverir.
Tanımadığın,bilmediğin uzaklardaki bir insanın ağzından dökülenler sana hikmet oluverir.Kalbi hüşyar(uyanık) tutmak,hikmetli söz aramaktansa en sıradan gelen şeyi hikmet yapar gönlüne..Söyletene bak dedirtiverir.Kalpteki binbir odanın bir anahtarıda benim der.Tıpkı bugün zamanı bana farklı duyumsatan silkeleyen o sırlı hal gibi..
Kalb alıcılarını açık tutsak hep, mucize keramet aramayız.Bunca mikropun icinde yaratanın bizi yaşatması bir mucize olan ,dünya hayatına dikkat nazarı ile baksak mucizeler cennetinde oldugumuzu söylemiş olsam abartmış sayılmam.
Ülfet perdesini kıran,ülfeti üzerinden atan kişi sanırım gözlerini dünyaya yeni açan yavru gibi;tüm kâinatı yeniden keşfe çıkar.
Yaradanın senden küçültülmüş bir kâinatı nasıl çıkardıgının farklındalığına erme hali.Kalbin asasının Musasını buldugu an.
Dokundugu her seyin baskalasması,sana mana-i harfi okutması,eşya ve hadiselerin üzerindeki sıradanlık ,alışılmışlık perdesinin kalktığı ,asanın dokundugu her yerde zulmetin dağılması nura garkolmasını ruha seyrettiriverir.
Sıradanlık kabugunu kıran asa...Yada üçüncü gözü açtıran asa...
Ülfet kabugunu kıran asayı musası ile bulusturun...Ve yeniden kendimizi,kâinatı,başkalaşımı,değişimi izleyelim.Görün cümbüşü,çoşkuyu ,haykırışları.O içsel mutluluk ,yeniden keşfedişin seronomisine katılın.İnanın bezginleşen kalbin,bu coşkuya,bu uyanışa vede İlahi ritme katılıp sûrûr halini yasamaya ihtiyacı var.Ne olur...!Bu duyguyu cok görmeyin kalbinize....Özünden kapuşun acısı zaten ona yetiyor.Birde zevk diye baska şaraplar içirmeyin.Aşk şarabının tadını tatmış kalbe revamı mâsiva...Zevk diye zerk edilen acılar kalbin aşk suyunu kurutup,onu kupkuru bir çekirdek yapıyor.Aşk ile sulandıkça şecere olup dalları seni tuba-i cennete taşıyacak kalbi kuru kışır bir çekirdek yapıp yanmaya mahsul hale getirdiginin farkındamısın.Nurun menbâını,ateşin kaynagı yapma ey güzel ruh!
Kurumuş, çekirdek nerede....! Meyveli şecere-i Tûba nerde....!
Kalbi küsuf tutturan zevkler,çok illizyonist bir eda ile sundular zehirlerini.Kalbin çarkları arasına girerken cok mütebessimce,okşayarak girdiler.Kalb suyunu içip tükenene kadar ,misafir oldular ruh evinde..
Seni kuru uyuşmuş bir kış çicegine çevirdikten sonra, son hediyeleri zehri zerk edip elveda dediler kutsal mabedine...
Kesifleşen kalb evi,ve yanlızlık girdabı sonu oldu acılı ruhun..
Vicdan kısıklasan sesi ile kâlbe seslendi.---Demiştim kalbin aşk suyunu mâsivada harcama diye...Kâlb boynu bükük ,çaresiz ve suskundu...
Zaman ona ,aşkı devşirmek için verilmiş bir hazine idi.Fakat hoyratça kullanılan zaman coktan tükenmişti.O zamanı kullanacağına ,zaman onu asrın oyuncakları ile oyalayıp elinden aşkı çalmıştı.Çaldıgı aşkın karşılığında ona kuru ve uyuşmuş bir kalb çekirdeği hediye etmişti.
Sümeyra Uygur
Free Hit Counter
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder